Kimya yaşamımızın her anında karşımıza çıkan bir bilim dalı.
Etrafınızda göreceğiniz hemen hemen her şeyin kimya ile ilişkisinden bahsedebiliriz. Peki gölgesinde oturduğunuz bir söğüt ağacının ya da denizlerin derinliklerindeki bir incinin kimya ile ilişkisini hiç düşündünüz mü?
Söğüdün kimya bilimi içindeki yolculuğu, eski Yunan uygarlığın efsanevi hekimi Hipokrat'ın söğüt yaprağından fenol glikozid salisin maddesini elde etmesiyle başlıyor. Söğüt ağaçlarını üzerinde yaşayan parazitlerden koruya bu madde, yıllar sonra birçok ilaçta kullanılıyor.
Örneğin başucu ilaçlarımızdan biri olan aspirin. Söğütteki salisin maddesi sentezlenerek asetilsalisilik asit elde ediliyor ve böylece aspirin oluyor. Asetilsalisilik asitin ait olduğu bileşikler grubu olan salisilatların en zengin kaynağı söğüt ağaçları ve salisilik asitten elde edilen asetilsalisilik asit ise, yüz yılı aşkın bir süredir ağrı kesici, ateş düşürücü, iltihap önleyici özellikleri nedeniyle yaygın bir şekilde ilaç sanayiinde kullanılıyor.
Kadınların göz kamaştıran mücevherlerinden biri incinin kimya bilimi ile ilişkisi ise oldukça ilginç!
İncileri genellikle çok çeşitli türleri bulunan istiridyeler üretirler.
Açılması son derece zor olan istiridyelerin dış kabuklarının kalsiyum karbonat esaslı olan bileşimleri birçok düşman için de caydırıcıdır. İstiridyeler içlerine kum, çakıl veya zarar verecek parazit organizmalar girdiğinde korunma yöntemi olarak bu yabancı cismi sedefle kaplamaya başlarlar. İşte bu kaplama işlemi incinin oluşumundaki ilk aşamadır. İstiridyenin içine giren yabancı cisimler incilerin oluşması için bir çekirdek görevi görürler. Bir katmanda inciye parlaklık kazandıran aragonite adı verilen kalsiyum karbonat içerikli bir mineralin, diğerinde ise incideki bu aragonite maddesini bir arada tutacak olan uhu benzeri conchiolin maddesinin, yıllar boyunca üst üste gelmesiyle inci de kimya bilimi içindeki yolculuğunu tamamlıyor. İşte yaşam ve kimya bu kadar iç içe ve biz kimyanın yaşamımızdaki yerine, dergimizde zaman zaman Yaşam ve kimya başlığıyla değiniyoruz.
Yaşamın içinden konularla tekrar görüşene dek, sağlıklı günler dilerim.
Kaynak: İnci Bilen(Kimya teknolojileri dergisi, Haziran, 2007, sayfa 10)